Zikirden Küşdepdiye Kadar

August 24, 2016

Yurdun çehresini göstermekte, onu dünyaya tanıtmakta siyasi ve ekonomik imkanlarla beraber, kültürel mirasımızın ve değerlerin payı da yadsınamaz. Her milletin kökleri tarihin derinliklerinde yer etmiş, çok zengin gelenekler, görenekler alışkanlıklar vardır. Halkın manevi ahlak değerlerinin aynasıdır. Milletleri bir birinden farklı kılan bu özellikler, tüm dünyada insanlığa ait olan değerlerin ortaya çıkmasına yardım etmektedir. Bunun neticesinde her halka ait olan medeni değerler tüm insanlık değerlerini oluşturmaktadır. Devlet siyasetinin önem verdiği kültür alanında, sayın Devlet Başkanımız tarafından çok önem verilmesi ve onun dünyaya tanıtılmasında geniş imkanların tanınması tam da yukarıda bahsettiğimiz gerçeklerle yakından alakalıdır. Güçlü devletin bahtiyar devrinde diğer alanlarla beraber edebi mirasımızın da yeniden canlanmasına, gelişmesine geniş imkanların verilmesi, dünyada daha da tanınır hale gelmesi buna iyi bir örnek teşkil etmektedir.

Milli kültür ve ruhi değerler söz konusu olunca ilk önce halkımızın zengin folklor mirası akla gelmektedir. Folklor mirasımızın türlerinden biri olan küşdepdiler klasik milli folklorumuzun en eğlenceli, manevi önemi, ilginçliği ile insanları kendisine çekici türlerinden biri olarak bilinmektedir. Küşdepdilerin kökü tarihin derinliklerine kadar uzanmaktadır. Bugünlere kadar ulaşan halk sanatının muhteşem ürünü olan küşdepdi her düğün derneğin süsüdür. Türkmenistan bağımsızlığını kazandıktan sonra, halk folklorunun bu türü daha da yaygınlaştı. Küşdepdi önceleri bir ve üç defada icra ediliyordu. Şimdilerde onun daha farklı çeşitleri hazırlanarak, sahnelerde ustalıkla sergilenmekte. Önceleri iki üç kişiyle, en fazla on ya da yirmi kişiyle icra edilen halk folklorunun bu türü, şimdilerde açık alanlarda, geniş meydanlarda büyük grupların katılımlarıyla icra ediliyor. Bu durum küşdepdinin daha da geliştirildiğini göstermektedir.
Halk sanatının hareketli ve sözlü türü olan küşdepdiler hakkında bazı şeylerin yapılmasına rağmen, onun şairane mısralarında hayatın değişik alanları yansıtılmışsa da, onu bilimsel olarak araştırmaya sadece Güçlü devletin bahtiyar devrinde imkan tanındı. Küşdepdi gazellerinin tematik çeşitliliği, onlardaki hayati gerçekliklerin beyan edilmesi, onu diğer edebi türlerden ayıran en önemli özelliktir. Güçlü devletin bahtiyar devrinin ruhunu yakalayan mısralar ve okunan gazeller devrimizin heyecanlı şarkısı gibi yankılanıyor.
Daha artıyor hızımız,
Göğe çıktı adımız,
Aziz Arkadağımız
Bizim gönül şadımız.

Saygın Liderimizin,
Destekli erenlerden,
Bahta ulaştırdı bizi
Büyük işler yaparak.

Kökü geçmişe dayanan zikirler, küşdepdi ile ilgili olduğunu söyleyenler de vardır. küşdepdi ile zikrin ilişkili olduğunu, zikrin küşdepdi versiyonunun devam ettirdiğini göstermektedir. Türkmenlerin arasında kullanılan ‘zikir’, ‘zikir çekmek’ gibi düşüncelerin kökü Orta çağ İslam dünyasında dervişlerle arasında yaygın olan “raksı-semağa”, yani “semaya” dayandığına dair tahminler yürütebiliriz. Dervişler, şiirler, gazeller okuyarak, sema hareketi ile Allah’ı çağırarak zikir çekmişlerdir. Şıh Şibli, Şıh Mansur Hallaç gibi Orta çağ alimleri bu şekilde zikir çekmişlerdir. Hareketli, sözlü küşdepdi milli dansımızın icra edilişinin birkaç çeşidinden biri olarak şimdiki zamanda zikrin bir çeşidi olarak kabul edilebileceğini göstermektedir. Bu zikir ile küşdepdinin ne kadar bağlantılı olduğunu göstermektedir.
Küşdepdilerin bir tür olarak zikrin farklı tarafları onun icrasının özellikleri, zikir anlamı taşıyan mısralarının ilk örnekleri 20. yüzyılın 20’li ve 30’lu yıllarında yazılan kaynaklarda mevcuttur. Onlardan Karaşhan Oğlu Yomudski’nin ‘Türkmenowedeniýe’ dergisinin 1928 yılındaki 9. sayısında yayımlanan Zikir makalesini, bu konuda yazılmış en güvenilir yazılı kaynak olarak kabul edilmektedir. Türkmenistan İlimler Akademisi’nin Milli Elyazıları Enstitüsünün el yazıları arşivinde zikir hakkında değerli bilgiler veren birçok kaynak var. En eski tarihli olanlarının biri de Garagöl köyünün acil yardım müdürü Kokorin’in 29 Ocak 1936 yılında İlmi araştırma enstitüsünün folklor bölümüne gönderdiği üç dört sayfalık mektubunun metnidir. Halk mirasının kültürel ve tarihi olmasına dikkat çeken Kokorin, bu köyde yapılan zikrin kendisini çok etkilediğini söylüyor. Kokorin mektubunun devamında, bu rütüelin bilimsel olarak araştırılması gerektiğini öne sürüyor. Mektupta, Esengulu’da zikirle iştigal olduğunu bildiriyor.

Sayın Devlet Başkanımızın bilimsel öngörüleri ve bilimi desteklemesi i ile ülkemizde tertip edilen uluslararası forumlar, kültür ve sanat festivalleri, yurtdışına düzenlenen bilimsel amaçlı ziyaretler, Türkmenistan kültür günleri Türkmen milli folklor mirasının daha da gelişmesine, tanınmasına olanak sağlıyor. Günümüzde Türkmen dansçılar, şarkıcılar, folklor ekipleri sadece ülkemizde değil; aynı zamanda yurtdışında düzenlenen medeniyet günlerinde folklor mirasımızın güzelliklerini muhteşem gösterileriyle sergiliyorlar. Folklor mirasının küşdepdi türü sahne gösterileriyle herkesin ilgisini çekmeyi başarmaktadır. Onun büyüsü herkese çekiçi gelmektedir ve izleyenleri derinden etkilemektedir.

Bağımsız yurt güzeldir,
Milletimiz özgürdür,
Gazel okuyup, küşdepiyoruz,
Nevruz geldi ülkeme!

Kapınızda at olsun,
Taamlar tatlı olsun,
Türkmenistan vatanım
Şanlı, şöhretli olsun.
Gazellerin yeni örnekleri, sözlü hem de hareketli halk sanatının şairane türlerinin biri olan küşdepdilerin daha da gelişmesine yardım etmektedir. Milli kültürümüzü geliştirmeye, onu tüm ayrıntılarıyla öğrenmeye, yaygınlaştırmaya, dünyaya tanıtmaya geniş imkanlar tanıyan sayın Devlet Başkanımızın yürütmekte olduğu iç ve dış siyasetinin bundan sonra daha da gelişmesini temenni ediyoruz

Gülalek Hangeldiyeva,
Türkmenistan İlimler Akademisi Milli Elyazmaları
Enstitüsü’nün halk sanatı bölümünün kıdemli uzmanı

Yazı Atavatan Türkmenistan Dergisinde yayınlandı
www.atavatan-turkmenistan.com

Facebook20
Google+20
http://www.turkmenlawyer.com/en_US/news/zikirden-kusdepdiye-kadar-6/">
Twitter20
PINTEREST20
LINKEDIN20